Röportaj: "Gazeteci Kime Aittir?"
Soru: Son yıllarda 'tarafsız gazetecilik' kavramı çok tartışılıyor. Size göre gazeteci nedir? Yaşar Kaba:
soru:
Son yıllarda “tarafsız gazetecilik” kavramı çok tartışılıyor. Size göre gazeteci nedir?
Yaşar Kaba:
Gazeteci bir meslek tanımından önce bir sorumluluktur.
O, yaşadığı çağın tanığıdır.
Ama sadece tanık olmak yetmez. Tanıklığını kayıt altına alır ve toplumla paylaşır.
Bir gazeteci kendine ait değildir. Kamuya aittir.
Soru:
“Tarafsızlık” gerçekten mümkün mü?
Yaşar Kaba:
İnsanın duyguları vardır, düşünceleri vardır. Ama gazetecinin pusulası vicdandır.
Tarafsızlık demek, duygusuz olmak değildir.
Gerçeği eğip bükmeden aktarmaktır.
Gazeteci hem savcıdır hem hâkimdir dedim bir yazımda.
Ama en önemlisi kendi vicdanının karşısında sanıktır.
Soru:
Siyasetin dili sertleştikçe toplum da sertleşiyor mu?
Yaşar Kaba:
Dil toplumun aynasıdır.
Sert dil, sert toplum üretir.
Sevgi dili zayıfladığında güven zayıflar.
Güven zayıfladığında üretkenlik düşer.
Üretkenlik düşünce umut azalır.
Gazeteci tam da burada devreye girer.
Yangına benzin değil, su taşımak zorundadır.
Soru:
Sizce gazetecilik bugün daha mı zor?
Yaşar Kaba:
Gazetecilik her dönemde zordu.
Ama bugün bilgi çok, hakikat az.
En zor olan şey doğruyu ayıklamak.
Çünkü gürültü arttı.
Fakat şunu unutmayalım:
Etik olmayanlar tarihte kalmaz.
Ama cevher olanlar kalır.
Soru:
“Cevher” metaforunu sık kullanıyorsunuz…
Yaşar Kaba:
Evet.
Bir taş dere yatağında sürtünerek pürüzsüz olur.
Gazeteci de yaşadığı olaylarla törpülenir.
Zorluklardan geçer.
Ama kırılmadan son kumsala ulaşabilirse, işte o zaman kalıcı olur.
Soru:
Genç gazetecilere ne söylersiniz?
Yaşar Kaba:
Kendinize değil, gerçeğe sadık olun.
Popüler olmayı değil, doğru olmayı hedefleyin.
Çünkü alkış geçicidir.
Ama güven kalıcıdır.
Soru:
Son olarak…
Yaşar Kaba:
Gazetecilik bir güç mesleği değildir.
Bir denge mesleğidir.
Gerçeği savunmak, barışı savunmaktır.
Ve pusulamız hâlâ aynı olmalı:
Yurtta barış, dünyada barış.