Kadın olmanın görünmez ritmi,
bir sabah aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, o yüzün arkasındaki binlerce yıllık hikayeyi gördüğünüz oldu mu hiç? Kadın olmak, çoğu zaman dünyanın yükünü omuzlarında taşırken bir yandan da o dünyaya çiçek açtırmaya çalışmak gibi. Ne sadece bir mücadele ne de sadece bir zarafet tablosu; kadın olmak, ikisinin en samimi kesişim kümesi.
Görünmez bir devrim,Kadın Emeği.
Kadın emeği dediğimizde aklımıza hemen plazalar ya da fabrikalar geliyor olabilir. Ama asıl devrim, görünmeyen o devasa döngüde saklı. Sabahın köründe evi toparlayan elden, akşam sofraya konan bir tabak yemeğe; bir çocuğun düşen moralini düzelten o iki kelimeden, iş yerinde cam tavanları kırmak için verilen sessiz savaşa kadar her şey bu emeğin bir parçası.
Kadın emeği, sadece "iş" değil; kadın emeği aslında bir yaşam inşa etme biçimi. Sosyologların "duygusal emek" dediği o kavramı biz çok iyi biliyoruz: Herkesin doğum gününü hatırlamak, buzdolabında neyin bittiğini takip etmek ve fırtınalı anlarda aileyi limanda tutan o gizli güç olmak. Bu emek bazen yorucu, bazen kırıcı ama her zaman hayatın tam merkezinde.
Zorluklar! Rüzgara Karşı Yürümek
Dürüst olalım, bu coğrafyada ve bu dünyada kadın olmak bazen rüzgara karşı yürümek demek.
Aynı işi yapıp daha az takdir edilmek,
"Hanım hanımcık" kalıplarıyla "güçlü duruş" arasında denge kurmaya çalışmak,
Sokakta yürürken, kararlar alırken ya da sadece kendin olurken sormak zorunda hissettiğin o bitmek bilmeyen "El alem ne der?" soruları...
Kadın olmanın zorluğu sadece fiziksel değil, bazen ruhsal bir alan savunması. Kendi sınırlarını çizmek için başkalarının duvarlarını aşmak zorunda kalmak, gerçekten yorucu bir mesai.
Güzellik,küllerinden doğan o mucize
Ancak tüm bu zorlukların ortasında, sadece kadınlara mahsus o muazzam bir büyü var: Dönüştürme gücü. Bir kadın dokunduğu her şeyi değiştirir. Bir evi yuvaya, bir fikri projeye, bir acıyı derin bir bilgeliğe dönüştürebiliriz. Birbirimizin gözüne baktığımızda hiçbir kelimeye ihtiyaç duymadan "seni anlıyorum" diyebilme yeteneğimiz var ya, işte dünyanın en büyük dayanışma ağı o.
Güzellik; pürüzsüz bir ciltte değil, o yorgun ama parlayan gözlerdeki dirençte saklı. Kendi ayaklarının üzerinde durmanın verdiği o eşsiz özgürlük hissinde, bir kahkahayla hüzne meydan okuyabilmekte saklı.
Kendine Bir Teşekkür Et
Bugün, sadece başardıkların için değil, sadece "anne", "eş" veya "çalışan" olduğun için değil; sadece sen olduğun için kıymetlisin. Kırıldığın yerden daha güçlü doğduğun, her şeye rağmen şefkatini kaybetmediğin ve o kocaman emeğinle dünyayı daha yaşanılır kıldığın için kendine bir teşekkür borçlusun.
Unutma; dünya senin emeğinle dönüyor, senin sevginle güzelleşiyor.













