Güncellenmiş Değerlendirme Metni Bazı dönemler vardır; Ama o sessizlik, çoğu zaman büyük dönüşümlerin habercisidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci de aslında böyleydi. Ve ardından: “Ya istiklal ya ölüm.” Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan mücadele yalnızca askeri bir direniş değildi; aynı zamanda halk egemenliğine geçişin de ilk büyük adımıydı. 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyada parlamenter iradeyle yürütülen ilk kurtuluş savaşının merkezi oldu. Bu yalnızca bir savaş değil; Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen devrimler: Bu nedenle o dönem “sesli devrimler” dönemiydi. Çünkü: Ancak ilerleyen yıllarda Cumhuriyet’in kazanımları üzerinden yeni tartışmalar ve gerilimler ortaya çıktı. Toplum: Fakat bütün bu süreçlerin içinde başka bir gerçek daha ortaya çıktı: Sessiz yığınlar yeniden düşünmeye başladı. Bugün toplumun geniş kesimlerinde: İnsanlar artık yalnızca slogan değil; Özellikle genç kuşaklar: Belki de bugün yaşanan süreç; Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet: Bu nedenle Cumhuriyet’in temel değerleri yalnızca geçmişin değil; geleceğin de meselesidir. Bugün toplumun geniş kesimleri; İnsanlar yeniden: Gerçek devrim bazen sokakta değil; Sessizce büyür. Belki de bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; Çünkü: Sessiz kalan her toplum kaybetmez. Bu yazı, 26 Ocak 2013 tarihli “Sessiz Devrim” başlıklı makalenin güncellenmiş değerlendirme metnidir.Yaşar Kaba
toplum yüksek sesle konuşur.
Bazı dönemlerde ise sessizlik büyür.
İşgaller altındaki bir ülke, dağıtılmış bir ordu, yoksullaştırılmış bir halk…
bir zihniyet dönüşümüydü.Sesli Devrimlerden Sessiz Dönüşüme
gibi alanlarda büyük kırılmalar yarattı.Halkın Sessiz Arayışı
yönelik güçlü bir arayış olduğu görülüyor.
güven veren bir gelecek görmek istiyor.
talebini daha güçlü şekilde dile getiriyor.
yüksek sesli sloganlardan çok,
derinlerde ilerleyen bir “sessiz dönüşüm” sürecidir.Cumhuriyetin Hafızası
kutuplaşmadan,
gerilimden,
ayrıştırmadan
yorulmuştur.
aramaktadır.Gerçek Devrim
toplumun vicdanında başlar.
Sessizce yayılır.
Ve zamanı geldiğinde toplumun yönünü değiştirir.
birbirini düşmanlaştıran seslerin değil,
ortak geleceği yeniden kurabilecek toplumsal aklın güçlenmesidir.
Bazen sessizlik, yeni bir başlangıcın hazırlığıdır.













