İnsan konuşmadan önce anlam üretti.
Yazmadan önce işaret bıraktı.
Alfabeden önce taşı konuşturdu.
Bu bir şiir değil;
insanlık tarihinin biyolojik ve bilişsel gerçeğidir.
İnsan beyni, doğayı okuyarak gelişti.
Taşın sertliğini, suyun akışını, güneşin döngüsünü, rüzgârın yönünü gözlemledi.
Bu gözlemler zamanla işarete dönüştü.
İşaretler sese dönüştü.
Sesler dile dönüştü.
Dil, sonradan icat edilmedi;
bilincin doğal ürünüdür.
Bugün çocuk doğduğunda hâlâ aynı süreci yaşar.
Konuşmadan önce bakar.
Yazmadan önce dokunur.
Kelime üretmeden önce ilişki kurar.
Çocuk çevresini okur.
İşte bu, insanlığın ilk okuma biçimidir.













