Evliliklerde önemli olan mevcut ilişkide kötü giden yönleri düzeltebilmektir. Bedenler farklı, duygu ve düşünceler de farklıdır. Bu yüzden eşler, eşinden kendi düşüncesine göre bir davranış beklemesi son derece hatalıdır. Çünkü eşinin kendisi gibi düşünebilmesi imkânsızdır. Kendini çaresiz gibi hissetmekte yanlıştır çünkü yeryüzünde en iyi anlaşan kadın ve erkektir. En büyük başarılar bu ikiliden çıkar. Yapılması gereken ilk şey, eşini anlamaya çalışmaktır. Uyumlu çiftler bunu başarmış olanlardır.
Evliliklerde önemli olan nedir?
Evliliklerde en büyük başarı, eşlerin kendi yalnızlıklarını birlikte yok etmiş olmalarıdır. Mutlu evlilik, sohbet edebilmeleri, bir arkadaş, bir dost gibi her sorunu paylaşabilmelerinden geçer. Örneğin yatağa girdiğinizde hemen uyumayın, biraz konuşun, dertleşin, özlem duyduklarınızı ve hayallerinizden söz edin. Ve eşiniz için neler yapabileceğinizi kendisine sorun. Çocukluk anılarınıza dönün. Duygulanın, ağlayın, bazen de bir çocuk gibi nazlanın.
Eşe nasıl davranılmalı?
Gerçek sevgilerde özet şudur: eşin ne istediğini, nelerden hoşlandığını, neye üzüleceğini çok iyi bilip buna göre davranabilmektir. Bu bir tür dengedir aslında. Bu denge, kendi öz kişiliğinden ödün vermek asla değildir. İnsanın yaşama besini sevgidir ve bu sevgi bir başkasından alınır. “Seviyorsan adam gibi sev” denen şey aslında değer vermektir. Adam gibi sevmek, güzel hissetmesini sağlamaktır. Tek başına fedakârlık değildir. Tek başına yapılan iyilikler sonrasında pişmanlık doğurur, “ben bunları sana yaptım, sen ne yaptın” denir ki, karşıdan cevap hazırdır; “yapmasaydın” olur. İnsanlar genelde aldıkları sevgi kadar sevgi verirler, değer gördükleri kadar değer verirler. Bu hiç şaşmaz.
Evlilik, birisiyle birlikte yaşamaya devam edebilmek için biraz eşine benzemesi gerekir. Dışarda çok fazla kişiye sözün geçebilir ama evde sözünüz eşit olmalı. Ailede mutluluğun kaynağı kararların ortak alınmasından geçer.
Kadın Hanımdır
Türk Tarihinde kadın, “Hanımdır” bu kelimenin kökü eski Türkçede, han kelimesinden gelir. Türk’ler kadına her zaman değer vermişlerdir. Mete Han bir mecliste eşini göstererek; "Ben sizin hanınızım, bu da benim hanım.” demiştir. Hatun (khatun) eski Türkçede kullanılan ve “kraliçe” anlamına gelen kelimedir. Türk Tarihinde hiçbir zaman kadına “avrat” denilmemiştir.
Eski bir efsane de şöyle bir olay anlatılır- bu alan alıntıdır-:
Şehrin yöneticisi, şehrin bütün erkeklerini toplayıp şöyle der; “Meydana iki çadır kurdurdum, biri siyah biri beyaz. Karısından korkanlar siyah çadıra; karısından korkmayanlar beyaz çadıra” girsin der. Erkeklerin hepsi siyah çadıra girerler, sadece biri beyaz çadıra girer. Yönetici sevinir: “Oh be der, bir delikanlı çıktı sonunda, getirin şu yiğidi de tebrik edeyim.” Adamı getirirler huzura, ona sorar yönetici, “Helal sana, nasıl oldu da girebildin o çadıra?” diye sorar. Adam, “Karım sıkı sıkı tembih etti. Sakın kalabalığa girme, dedi.” der.
Yine başka bir yerde başka bir anekdot anlatılır…
Hoca cemaate seslenir: “Hanımından korkan ayağa kalksın!”
Herkes kalkar, sadece biri yerinde oturur.
Hoca sorar: “Sen hanımından korkmuyor musun?”
Adamın sesi titreyerek “Hanım lafını duyunca dizlerimin bağı çözüldü, kalkamıyorum.” der. [Aşk Yazarı Mustafa Çifci®-]












