İsimlendirme Tuzağı ve Kimliksizleştirme On yıllardır Anadolu topraklarındaki her büyük eser; "tapınak", "ritüel alanı" veya "tanrıça figürü" gibi sığ ve mistik kavramlarla yaftalandı. Bu terminoloji seçimi tesadüf değildir. Bir yapıya "tapınak" dediğiniz anda, onu bugünkü insanın rasyonel aklından koparıp, bilinmez bir karanlığa hapsedersiniz. Bu sığ ve ezberci bakışın asıl amacı; Anadolu’nun kurucu zekasını, yani Türk milletinin kadim mühendislik ve sistem kurma dehasını kendi mirasından uzaklaştırmaktır.
1. "Tapınak" Değil, Veri Merkezi ve Akıl Yuvası Sığ tarih anlayışı, Göbeklitepe’den Tripolis’e kadar uzanan devasa yapıları "ilkel inanç merkezleri" olarak pazarlamaktadır. Oysa YKOS (Yaşar Kaba Okuma Sistemi) ile bu yapılara baktığımızda gördüğümüz şey; astronomiden sosyal organizasyona, sismik mühendislikten matematiksel kodlamaya kadar uzanan birer **"Taş Kütüphane"**dir. Bu taşlar, sığ bakışın iddia ettiği gibi "kurban kesilen" yerler değil; bilginin, geleceksizleşmeye karşı "taş üzerine kodlandığı" kadim üniversitelerdir.
2. İdeolojik Tahribat: Mirasın Başka Uluslara Atfedilmesi En büyük kötülük, ideolojik kaygılarla bu eserlerin "Helen", "Mezopotamya" veya başka uluslara aitmiş gibi gösterilmesidir. Türklerin Anadolu’ya dışarıdan" geldiği ezberi, bu topraklardaki binlerce yıllık "Damga" ve "Kökhece" sürekliliğini gizlemek için kurgulanmıştır. Oysa YKOS kanıtlamaktadır ki; "Egemenlik değişir, birikim devam eder." Anadolu’daki her bir damga, her bir silsile, Türk milletinin bu coğrafyadaki sarsılmaz ve kesintisiz varlığının tapu senedidir.

3. Halkın Yabancılaştırılması ve Kültürel Vandallık Halkın kendi tarihine "yabancılaşması", bugün kaya yazılarının üzerine sprey boya sıkan elin asıl sebebidir. Eğer bir topluma o taşın bir "tapınak" değil, kendi dedesinin yazdığı bir "ders notu", bir "mimari plan" veya bir "toplumsal sözleşme" olduğu anlatılsaydı, bugün o miraslar canı pahasına korunurdu. İdeolojik isimlendirmelerle halkın mirası "ulaşılamaz ve anlaşılmaz" kılındıkça, fiziksel tahribat da kaçınılmaz hale gelmiştir.
4. YKOS: Zihinsel Kurtuluş ve Hafıza İadesi yakında Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil kurumunu kurması en önelicerimlei devrimlerdendir.. Ne yazkki bizbunları hala anlamışdeğiliz. yayımlanacak olan "Türkçenin Sıfır Noktası" serisi, bu zihinsel prangaları kırmak için yazılmıştır. yakında okuyucusu ile buluşacaktır. Bizim için Göbeklitepe bir "ibadethane" değil, bir **"Mekânsal Organizasyon"**dur. Tripolis’teki mozaikler "süsleme" değil, birer **"Modüler Kod"**dur. Bu eserlerin gerçek kimliğini iade etmek, sadece tarihi düzeltmek değil, Türk milletine kendi dehasını yeniden hatırlatmaktır.
Sonuç: Anadolu’nun Sessiz Çığlığı Dinmelidir Taş kütüphaneler bize aittir. Onlar ne sahte tanrıların evidir ne de başka ulusların "uygarlık" masallarının figüranıdır. Onlar, Anadolu’nun "Ana Şefkati" ile emzirdiği, Türkçenin "Gönül Dili" ile kodladığı ve Türk milletinin iradesiyle diktiği anıtlardır. : Sığ bakışın yarattığı bu sis perdesini dağıtmak ve Anadolu’nun öz hafızasını gerçek sahiplerine, yani Türk çocuklarına teslim etmektir.













